RİGA

2. Baltık Gezisi/13 Temmuz 2012

Saat 15.05 uçağıyla 2. Baltık seyahati başlıyor. İlk rota İstanbul-Riga. Rahat bir yolculuğun ardından Riga’ya varıyorum. Saat yaklaşık 6. Pasaport kontrolünden geçtikten sonra havaalanından çıkıoyrum. Buraya ilk kez 2 sene önce karlı bir kış günü gelmiştim. Şu an ise yaz, bununla birlikte hava soğuk. Hemen tişörtümün üzerine uzun kollu birşeyler giyiyorum.

Riga havaalanından çıktıktan sonra hemen 100 metre karşıdaki otobüs durağına giderseniz  buradan  şehre 22 numaralı otobüsle gidebilirsiniz. Otobüs biraz sonra geliyor. Bileti otobüsün içinde alıyoruz: 0.70 LVL. Buranın para birimi Eurodan daha değerli. 1 Euro yaklaşık 0.65 LVL. Körüklü ve modern bir otobüs. Otobüsle şehre doğru yola çıktıktan sonra yolda duruyoruz. Bilet kontrolü yapmak üzere 4-5 görevli otobüse biniyor. Random bir kontrole denk geliyoruz yani. Kontroler yaklaşırken ben de biletleri bulmaya çalışıyorum. Çntanın bir yerine koydum ama nereye. Her yere bakıyorum ama biletleri bulamıyorum. Görevliler bütün otobüsü kontrol etti ve şimdi hepsi başımda dikilip çabuk ol filan diyorlar. Bileti şöförden aldım desem de bir faydas vermiyor, ila das bileti göster filan. Bileti göstermediğim takdirde ceza ödemem gerektiğini de ekliyor. Hala bulamadım ve çantaları alarak otobüsten iniyorum. Burada yavaş yavaş çantanın tüm gözlerine bakıyorum. Bir sürü kağıt, ıvır zıvır filan çıkıyor. En sonunda çantanın yanındaki küçük gözde biletleri buluyorum. Ve bu sıkıcı durum da böylece son buluyor. Kıssadan hisse, yolculuk bitmeden sakın biletleri atmayın, cebinizde dursun.

Kontrolörlerle birlikte bir sonraki otobüse biniyoruz, bir sonraki durakta da iniyoruz. Burası artık şehir merkezi. Cili Pica’ya giriyoruz. Burada oldukça bilinen bir pizza zinciri. Pizzası da oldukça lezzetli, tavsiye ederim buraya geleceklere.

Yeemeğimizi yedikten sonra otele gidiyoruz. 4 yıldızlı bir otel. Gertrude ilea da (ilea cadde demek). Güzel bir otel. Hemen duş alıp yatıyorum. Kalktığımda 2 saat geçmiş. Vakit de bir hayli ilerlemiş. Saat 11. Vakit geç olmasına rağmen dinlenmiş ve zinde bir bedenle dışarı çıkıyorum. Hava da bayağı soğumuş. Kazak giyilecek bir hava. İstanubl yanarken burda olmanın ve bu havanın tadı da bşka oluyor. Downtown yaklaşık 15 dk yürüme mesafesinde. Elimde resepsiyondan aldığım harita, bakına bakına geziyorum sokaklarda.

Oldukça güzel bir şehir Riga. Bekleneceği gibi Sovyet mimarisinin hakimiyeti en belirgin unsur. Binalar birbirleriyle uyumlu. Yer yer rastladığım ve genellikle kilise olan yapılar Avrupa’nın bir çok ülkesinde de rastlayabileceğiniz gibi son derece enfes mimari eserler.

Cuma gecesi olduğu için sokaklar dolu. Riga’nın oldtown ı oldukça büyük diyebilirim. Baya geniş bir alan yayılmış. Dom kilisesi ve çevresindeki geniş alan ve buradaki klafeler oturmak, yorulan bedene soluk alma ve bir şeyler içmek için iyi bir tercih. Burada canlı müzik olduğunu da görünce biraz oturuyorum. 2 elektro ve kontrbastan oluşan grup, gece sat 1 de soft ezgilerle insanı dinlendiren bir müzik yapıyor. Biraz daha dolaştıktan ve eski sokakları adımladıktan sonra vaktin de ilerlemesiyle otele dönüyorum. Bu arada isim vermedim fakat elinize alacağınız bir Riga oldtown haritasıyla buradaki bilinen tüm yapıları görebilirsiniz. Ara sokaklar oldukça çekici görünse de gecenin geç vakitleri olduğundan çağrıya uymuyorum. Gündüz  gezildiğinde ara sokaklara da uğramak, 2 kişinin ancak geçebildiği ve tamamen tarihi yapılarla çepeçevre sokaklarda yürümenin tadına varmak, tarih ve kültür bağımlılarına şiddetle tavsiye edilir.

Otele dönüyorum. Saat 2, yatma zamanı, sabah erkenden Tartu otobüsüne yetişmem lazım.

Reklamlar
Bu yazı Geziyorum, Letonya içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.